Kategoriler
Genel Kalemimden

Pure Jatomi – İstanbul Forum üyeliğim ve salon hakkındaki görüşlerim…

Mezuniyetin ardından aşığı olduğum İzmir’den İstanbul’a taşınmama müteakip hemen spor salonu arayışlarına başlamıştım. Açıkçası İzmir’de, özellikle öğrenciler ilçesi Buca’da, daha fazla spor salonu seçeneğim olduğunu gördüm. Daha önce İzmir’de spor salonunda karşılaştığım sorunları tekrar yaşamamak, hem de seçeneklerimi görmek adına, inceden bir spor salonu araştırması yaptım. Mezuniyet dönemi sorunsuz(!) geçsin diye, sıkıntıları ve batan olguları görmezden gelmek zorunda kaldım ve kendimi bolca yemeğe verdim. Buca’daki evden okula direk araç olmaması (hoş, olanda sanki araç kullanıyorduk Hatay;Muratreis Mahallesi’den…) nedeniyle sürekli arabam ile okula gitmem ile hareketsiz bir yaşantı doğrultusunda 90 kiloyu aştığım için, final sınavların ardından mezuniyet törenine ve etkinliklerine kadar yetiştirmek için çok yoğun bir program uygulayarak; ilk hafta 5 kilo, yaklaşık 3 haftada 10 civarında kilo verdim ve 80-82 kilo arasına düştüm. İstanbul’da da hedeflenen 70/75 kg (Yağ oranını olası en aza çektiğimi varsayalım) için yoğun bir program üzerine çalışacaktım, bu nedenle özellikle evime yakın salonlara baktım.

Bir minibüs uzaklığı olur, bisikletle gidilecek mesafede olur, yürüyerek olur diye aşağıdaki üç-dört seçeneğe kadar indirdim.

Üşensem de üşenmesem de her türlü gidebileceğim için Pure Jatomi İstanbul Forum‘a standart üyelik ve 1 yıllık sözleşme ile kayıt oldum. Evet, kayıt olmak istediğiniz takdirde 1 yıllık sözleşme imzalıyorsunuz. Ve bugüne kadar sözleşmesini iptal edip de parasını geri alan (peşin ödediyse) veya gelecek ödemelerini iptal eden görmedim, duymadım… Eğer salona herhangi bir nedenden dolayı devam etmeyecek iseniz, ve iptal seçeneği de mümkün gözükmüyor ise üyeliğinizi devretme gibi bir seçeneğiniz var; basitçe kalan ayları bir başkasına devrediyorsunuz. Yeni kayıt yaptıracak ve 1 yıllık sözleşme imzalamak istemiyorsanız bu seçeneği ciddi şekilde düşünebilirsiniz, devretmek isteyen kişiler için Facebook Pure Jatomi sayfasını takip etmenizde fayda var.

Kısa kısa iyi ve kötü yanları listeleyelim ki tek bakışta içeriği anlaman kolay olsun.

Pure Jatomi İstanbul Forum – İyi Yanları
(Bu nedenlerden ötürü tavsiye edebilirim.)

  • Gerçekten yeterince büyük bir salon:
    Salon, Forum İstanbul içerisinde, Fenerium ile Saturn mağazasının arasında, tabii yalnızca girişi buradan: asıl yer üst katta. Aletler de görece yeni ve kaliteli.
  • Giyinme salonu, eşya kabinleri ve duşlar:
    Elbetteki bu kısımda yalnızca erkekler bölümü için konuşuyorum, dolaplar özel kartlar ile kilitleniyor ve açılıyor. İki tip dolap var, küçük kutu (Size hediye ettikleri çanta ve zorlarsanız ayakkabı sığacak şekilde.) ve büyük kutu (Küçük kutunun yanında, ufak bir bölme ile askı alanı ekli yalnızca. Çalışan kişiler için düşünseniz de baştan, soğuk havalarda getirdiğiniz ceket/mont için pek gerekli ve kullanışlı).
  • Hocalar:
    Eğer program yazdırmak isterseniz veya vücut geliştirme hakkında bir bilginiz yok ise ek ücret (ne eki lan, aylık üyelik ücreti kadar hatta daha fazla ek mi olur, lafın gelişi…) ödemenizin yanısı sıra (ki bunu yönetimsel olumsuzluklar arasında yazacağım detaylı.) salon içerisindeki hocalar (Salsa, step, aerobik, abs, extreme-circuit derslerine katıldım şu zaman kadar.) gayet keyifli, çoğu genç ve iletişimi de fena olmayan (! diğer salonlardaki kas yığını manyaklar gibi değil yani) çalışanlar. Zaten öyle çok kas yığını bir hocası da yok salonun :)
  • Stüdyo dersleri gitmek için başka bir neden oluşturabilir:
    2 stüdyo alanı bulunan salonda, step, aerobil, pilates, abt, fat-burning, salsa ve birkaç dans dersi daha, zumba başta olmak üzere kick-box ve birkaç savunma sanatı dersi ve zaman zaman konulup, kalkan muhtelif dersler mevcut. Bu dersler genelde saat başında başlar ve ortalama 40-45 dakika sürer. Grup olarak yapılan aktivitelerin daha motive edici olduğu gerçeğini hatırlatarak, bu çalışmaların etkili olduğunu düşünüyorum.
  • Cardio için yeterince alet var:
    Koşu bantları, eliptic, adım (merdiven) makinesi, bisiklet… Evet, yoğun saatlere denk gelirseniz (haftasonu akşam, ve hafta içi iş çıkışı gibi.) bazen yoğun olabiliyor ama şu ana kadar bir tek sabahın köründe gitmedim ve bir sıra beklemedim. (Adım (merdiven) makinesi 2 tane, bak onu bekledim, yalan olmasın…)
  • Ek faaliyetler ile de zaman geçirilebilir:
    Özellikle salon içerisinde Wi-fi’den faydalanabiliyor olmanız güzel, tabii ki spor sırasında telefonu kenara bırakmanı şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca olası internet ihtiyaçları için sanırım 6-7 tane bilgisayardan (i3 veya i5 işlemcili, fena değil…) oluşan ufak bir internet kafe bölümü var. Ardından ikinci favorim, basketbol yarım sahası var. 4-5 tane masatenisi ve bir tane de bilardo masası bulunmakta. Muhtelif yerlerde oturup soluklanabileceğin 4-5 tane de beyaz masa, dinlenme alanı var (kötü yanlarda da bahsedeceğim, gel gelelim okumak için üzerinde hiç bir şey yok, masa markası bile yok la, tek kelime yok!).

Tabii ki, benim görüşümde bir sistemin en zayıf halkası, tahmin edilebilirliğinin azlığından ve kontrolünün zorluğundan dolayı insandır. Yadırgamayın beni, bugün ilk ve orta öğretim okullarında neden tek tip kıyafet giyiliyor? Sosyal açıdan baktığımızda eyv. derim; ekonomik durumu iyi olan ile olmayan arasındaki sosyal farkın yansımamasına yönelik bu uygulamayı ben de savunuyorum. Fakat uygulanan katı saç modeli/kuralları tam benim dikkat çekmek istediğim alana getiriyor bizi. Bkz: asker ocağında da durum farklı değildir. Neyse, bu hikaye apayrı bir konu. Fakat anladın sen ana fikri, devlet ve ordu bile bakmış olmuyor, standart vatandaş, asker modeli üzerinde çalışıyor… Aşağıda listeleyeceğim kimi kötü yanlar insanın bu doğası nedeniyle, kimisi ise Pure Jatomi Türkiye yönetim politikası nedeniyle.

Pure Jatomi İstanbul Forum – Kötü Yanları
(Bu nedenlerden ötürü tavsiye etmeye de bilirim.)

  • Yıllık sözleşme zorunluluğu.
    Eğer üyelik devralma çözümünü kayıt olmadan önce bilmiyorsanız, bir yıllık sözleşmeye paşa paşa imza basıyorsunuz, hem de kredi kartı’na otomatik ödeme talimatı ile. (Çakallık yapıp banka kartı verirsen, elden ödeme yapabilirsin.) Sanırım diğer kulüplerde 3 aylık paketler de var, PJ İstanbul Forum’da yok. Bence 3 ay, 6 ay paketleri olmalı, fiyatları da makul olmalı tabi. Nedir abi, belki öğrenciyim, belki dönemselim, belki gelip geçiciyim… Hepsini geçtim, belki bi deneyeceğim sizin salonu da öyle karar vereceğim. Nedir bu bir senelik sözleşme!? Ya da yap aylığını biraz daha pahalı, tamamen sözleşmesiz…
  • Öğrenci indirimi de yok!
    Yok abi ama YSM’de var. Federasyondan bu konuda destek aldığını hatırlıyorum YSM’nin (bir yaz dönemi bu salona gitmişliğim var), bu nedenle öğrencilere indirimli fiyat sunuyorlar. Ayrıca İzmir’deki salonda da aynı şekilde öğrenci indirimi vardı. Bunda yok.
  • İnternet sitesindeki bilgiler yalan/yanlış/eksik/eski…
    İster stüdyo ders programları olsun, ister hocaların listesi, ister fotoğraf galerisi. En iyisi mi, gel gözünle gör. Herkesi gezdiriyorlar zaten ama sen geldiğinde galoş giymeyi unutma ;) Kayıt olursan da her hafta giriş kısmındaki program tablosunun fotoğrafını çekersin. Üst kısımdaki tabloyu da görmezden gel ;) şaka o, şaka.
  • Vücut geliştirme veya salona geliş amacın için işi bilmiyorsan yandın!
    Belki de en önemlilerinden bir tanesi bu. Eğer daha önce hiç vücut geliştirmediysen veya bu çalışmalar sırasında bir eğitmene ihtiyaç duyacak isen özel programlar satın alman gerekmekte. Sen kayıt olacaksın, derken birkaç güne seni arayıp “demo ders” randevusu verecekler. Demo dersi ki, bana bir cooper (koşu) testi yapıldı, sonuçları inceleyip seninle paylaşacağız denildi. Bu süreç içerisinde de randevu ile geldiğim hoca en az 3 kişi ile daha ilgilendi. Laaaan! Bkz: Demo; kısıtlı, sınırlı, tadımlık, gösterip vermemelik. Sen daha baştan kaybettin burada. Demo ders sırasında benle öyle bir ilgilen ki, ben zannedeyim özel derste de böyle olacak. Niyet edeyim üyeliği almaya değil mi? Yok öyle bir şey, boş yere 12 dakika koştum. Sonuçlar mı? Hahaha… Ücretlere gelecek olursak, saati 75 lira, duş istersen – pardon. 5 Haftalık haftada belirli saatlik prorgamları da mevcut, incelemedim, ilgilenmedim.
  • Gym alanı iyi güzel de, yönetim istatistik hiç bilmiyor belli ki:
    Stok problemi var! Evet, 2 ile 10 arası kaç dumbell var ise, 40 ile 50 arası da o sayıda mevcut. 7 kişi birleşip 50 ile mi çalışacağız la? Koy oraya adam akıllı, fazla fazla 2, 4, 6, 8, 10 kg’lık ağırlıkları, en çok gideni onlar. Ne sıra beklemesi olur ne bir şey. Sanırım geçen bir ağırlık gördüm, ilk seferinde nasıl koyulduysa hala öyle duruyor (aha bunu abarttım ama anladın sen onu…) sanki.
  • O alet bozuldu mu ya ortadan kaldırırlar ya da ibretlik bırakırlar…
    Sorsan, yönetimin haberi vardır, her toplantıda söylenmiştir felan felan… Muhatabım adama da bir şey diyemiyorum la, adamın elinde olsa koyar yenisini kurtulur bu muhabbetten. Hep o yönetim! Ters mekik sehpası kırıldı, bir zaman kırık halde durdu öyle Gym alanında, sonra bir baktım yok. Gün geçti, hafta geçti, ay geçti hala yok… Ama korkmayın, yönetimin haberi var ;) Ha bir de, şu basketbol sahası var, ona ayrı başlık yapalım.
  • Yapa yapa yarım saha yapmışsınız, bari düzgün yapsaymışsınız!
    O döşemeler kabarmış, topu sektiremiyorsun. Yarım dediniz diye yarım yazdım ama, yarım değil o saha uyandırayım. Ha bir de akşam saatlerinde, çıkışlara doğru veya çeşitli günlerde üyeler ile birlikte gelen misafirleri o sahada “dış mekan ayakkabısı ve günlük kıyafetleri” ile oynuyor. Haliyle döşemenin de hatrı sayılır bir şekilde canına okunuyor… Basketbol topuna ayakla vuran adamlar standart zaten, her yerde var onlardan. Ama aynı anda, tüm toplar yumurtalamış ya la! Gittim sordum, dediler yönetimin haberi var. Eyv. 1 aydır toplar yamuk yumuk. Yeni siparişler verilmiş, geliyormuş. Eyv. bizim de haberimiz olduğu iyi oldu. Ya razı olacaksın, ya kendi topunla geleceksin ya da yönetimin soyuna sopuna…, oynamayacaksın.
  • Ah şu apaçiler olmasa, değil mi…
    Başka bir şey yazmayacağım bununla ilgili :) Anladın sen onu!
  • Abi sen yanlış geldin herhalde, plaj diğer tarafta…
    Evet, parmak arası terlik ile spor yapanı mı istersin, deniz şortu ile geleni mi… “Hadi len” diyorsun şimdi, inanmıyorsan gel. İnanmış o, yaza hazırlanıyor :) Herhalde o yüzden öyle geliyor; başta yadırgadım, sonda da.  Kot pantolon ile mi ağırlık çalışan dersin, beyaz atleti ile mi yoksa günlük kıyafetleri ile mi? Göğüs kasları daha belli olsun diye bayan modeline inanılmaz benzettiğim badi (evet, badi diyorum abi, sen “body” de.) giyene de pek şaşırmıştım. O sporcu atletlerinin (rambo atlet) bi standardı olması lazım aga, ben öyle hatırlıyorum.
  • Anladık kas geliştiriyorsun da bu “ayılık” niye la?
    “Hadi diyelim steroid de kullanmıyorsun, ne b.kuna o kadar ağırlığın altına giriyorsun? Hadi girdin, neden o ağırlığı insan gibi yerine alıp yerine koymuyorsun? Hadi aletin gerçek yerini geçtim, setler arası dinlenmene geçerken, o aleti neden savurarak atıyorsun da ben DumbellFly (Yatarak, göğüs yana açış) hareketini yaparken, attığın ağırlık benim ayağıma düşüyor/çarpıyor ? Çıkarttığın gürültü, alete verdiğin zararı da görmezden gelemeyeceğim. Adam ol, insan ol lan iki saat! İki saat boyunca sadece kendini değil, etrafındaki insanları da düşün lan! Lan! Taklidini yap en azından!” diyemedim ya la…
  • Buzlu camdan duş kabini kapısı mı yapılır la?
    Ola ki düşürdün havluyu, ola ki sıcak geldi su hafif kapıya meyil ettin, napçan? Hadi öyle oldu gören gördü felan, onu geçtim. Sen gireceksin duş bölümüne ve buzlu camlar arkası…amaaan boşver, git evinde yap duşu, tertemiz… Ya da kimseler yokken alacaksın… Hele ki sıra varsa zaten hiç bekleme, o ter üzerinde kurur durur…
  • Eksik bilgilendirme yapılıyor ama çaktırma sen…
    Evet, pazarlama aşamasında benim gibi didik didik sormazsanız, eksik bilgilendiriliyorsunuz, benden demesi.
  • Salona spor yapmaya gelmişsin, terlemenin keyfini çıkar be ablacım!
    Bu eleştiri de bayan üyelere yönelik. Havalandırma konusunda salonun içi iyi ve koşu bantları gibi  aletlerde fanlar var. Ama ben deparlı sistemimde 16-8-17-10 km/h inişli çıkışlı bir tempoda 30-45 dakika arası ve 4,5-5 km hedefli program ile koşarken yanımdaki bantlara iki tane bayan üye geçti. Bu hızda koşan adamın yanında 5,5-6 km/h ile yürümenizi geçtim diyelim de o parfüm şişesini ne yaptın da ciğerlerimin içine girdi lan! Hayır, terleyeceğim diye çekiniyorsan, hiç gelme! Madem geldin, bırak terle, ter kok. Git al duşunu tertemiz ol. Ama hem ter, hem parfüm kokacaksın o banttan indiğinde ki o daha bir kötü, en kötüsü hatta. Bunun erkek versiyonu da var elbet ama o spor sonunda abanıyor parfüme. Bir de soyunma odasında yetersiz kaldığını düşündüğüm bir havalandırma sistemi var. Öyle ki astımı olan benim gibi kişiler, o sprey/deodorant/deterjan/ter kokularının karışımından dolayı nefes alamayabilir, yarım yamalak giyinebilir, duşu muşu sallayıp kendini dışarı atmak isteyebilir. (Not: Ablacım dediğime bakma sen, genelleme amaçlı.)
  • Sözleşme İhlali: 16 yaşından küçük bireylerin (çocukların) salon içerisinde dolaşmaları hatta ekipmanları kullanmaları. 
    Her ay sizi belirli bir ücret ödeme zorunluluğuna sokan senelik sözleşme içerisinde yer alan maddeleri okumakta fayda var. Örneğin bunlardan bir tanesi “Bkz: 4.11.  16 yaşından küçükler üye olamaz ve herhangi bir şekilde Kulübe giriş yapamaz.” Şimdi “herhangi bir şekilde” ifadesini açalım, yürüyerek, bebek arabasında, valiz içerisinde, vasi bilgisinde vs… Abartıyorum ama sen anla, giremez demek istiyor, şekli önemli değil.
    Tabi salonda küçükler (16 yaşından küçükler) için ayrılmış güzel bir oda var, tahmin ediyorum ki, vasi ile geldikleri takdirde bu alanda beklemeleri için oluşturulmuş; çocuklu üyeleri düşündüğümüz zaman güzel de düşünülmüş bir çözüm. Ama işin gerçeği böyle mi? Hayır! Bu küçükler, masa tenisi oynuyorlar, bilgisayarların başına geçiyorlar (Salondaki bilgisayarlarda herhangi bir çocuk filtresi vb. olduğunu görmedim, bilen gören varsa uyarsın beni. İşim internet, gücüm internet olsa da bu küçüklerin internette “başıboş” dolaşması takdir edersiniz ki çok sakıncalı.), salon içerisinde koşuşturuyorlar, oynuyorlar, hatta soyunma odalarına girip üstlerini değiştiriyorlar, üye anne/babaları ile birlikte çalışma yapıyorlar (Evet! Koşu bantlarını kullananlar var; kullanan derken, kurcalayan. Hatta 2kg ve 4kg dumbell ile çalışma yapan gördüm babasıyla birlikte.), hatta 7-8 yaşlarında bir erkek çocuğun bayan soyunma odasında bulunması üzerine bir üyenin yazdığı şikayet formu var aklımda: “Bizleri boşverin, o çocuğun psikolojisini düşünün!” şeklinde devam eden çok olgun, çok doğru, çok çok güzel bir eleştiri yazmış yönetime, anlayana… Aynı şekilde çocukların salonda bulunması ile ilgili bir şikayet formu iletirken okudum, formu açık atmış :) Eğer, siz üyelik sözleşme koşullarını ihlal ederseniz size karşı yaptırımlar mevcut fakat salon yönetimi sözleşme koşullarını ihlal ederse herhangi bir yaptırım söz konusu değil. (Ekleme / Güncelleme: 27.01.2013)

Evet, iki aylık Pure Jatomi İstanbul Forum deneyimlerimden yola çıkarak, her gün gelen yeni üyeler, yeni gelecekler, ve internetten araştırma yapanlar için iyi kötü yazdım. Yazının üslubu yaşananlardan ve canlanan anılardan ötürü yer yer sertleşmekle birlikte hiçbir kişiyi direkt olarak hedef almamaktadır. Hiçbir şeyi hedef almamaktadır. Eleştirileri odaklamak diyelim ;)

Yukarıda kâh yönetim politikası kaynaklı sorunlardan kâh üyelerden kaynaklı sorunlardan bahsettim. Ama en kötüsü şu ki, hocalar/eğitmenler bu sorunların bazılarını görüyor fakat müdahale edemiyor, yetkisi yok. Belki de işinden olacak laf etse, nerden bileceksin… Yönetimin yetkilendireceği bir kişi, spor salonu kayıt sözleşmesi üzerinde yer alan maddeler doğrultusunda bu tarz sorunlara (malzemelere zarar verme, üyelere zarar verme, belirlenen kurallara uymama, alteleri uygun kullanmama, uygun kıyafetler ile spor yapmama) en azından “uyarı” vermesi, tekrarında da “üyelik iptali” seçeneklerini değerlendirmesi lazım. Bunu hem mevcut hem de potansiyel müşterilerin memnuniyeti, hem de kendi yönetimlerinin selameti için yapmalıdırlar.

Salona ilişkin ufak da bir galeri ekledim senin için, fikir oluşsun kafanda diye. Ama sen yine de gel gör, hatta diğerlerini de git gör. Unutma ki sistem içerisinde insan var, o yüzden bu salon işinin garantisi yok.

Ben şu anda salondan az biraz memnunum. Kendi saatlerimi oluşturdum, kimsecikler yokken, ya da varken çeşitli alanlarda, çoğu şeyi görmezden gelerek ve bol bol şikayet formu doldurarak çalışıyorum. Ha ola ki üyeoldun, bu yukarıdakiler var, bil, kabullen. Madem buraya kadar okudun, olur da denk gelirse o kötü yanlarda bahsettiğim o hareketleri yapmaktan da kaçın.

Eğer soruların olursa, ki hemen hemen her konuda yazdım ne sorusu, yorumlar kısmından yaz, elbet cevaplarım :) Ha yukarıda yazdıklarımdan alındın da küfür edeceksen, yazdıklarını yine yayınlarım ama cevabı da veririm bilesin :) Ha eğer yönetimden birisi isen; şu basketbol toplarını bi yenileyin artık la!

Selametle.

“Eat less, get your ass!” – Yani şair diyor ki.. :))

Kategoriler
Kalemimden

Fenerbahçe’nin yeni sezon (2012/2013) formaları tanıtıldı!

Fenerbahçe’mizin 2012/2013 sezonunda giyeceği 3 yeni forma, 27 Temmuz 2012 tarihinde Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda tanıtıldı.

2013 Efsane Çubuklu Forma

2013 Efsane Çubuklu Forma Ön GörünümüÇubuklu Forma, gerçek bir efsane. Yeni sezon formasında göze çarpan ilk değişiklik ön kısımdaki orta çubuğun iki yanına ince birer lacivert çubuğun eklenmesi sanırım. Yapılan bazı eleştirilerde bu iki ek çubuğun “çubuklu formanın sağlam duruşu, güven ve dayanıklılığın vurgusu” ifadesi yer alıyor. Özellikle Fenerbahçe’nin son bir sene içerisinde başından geçenleri düşündüğüm zaman bu fikri beğenmeden duramıyorum :) Ve renklerin tonlaması da değişik, retro stil kanarya desenleri var lacivert çubuklarda, arkaplanında ise Fenerbahçe’nin logosu göze çarpıyor.

2013 Arma Forma

2013 Arma Forma Ön GörünümüAçıkçası kişisel olarak en sevdiğim renkleri barındıran (lacivert ve beyaz) 2013 Arma Forma, son birkaç yılda gördüğüm en güzel tasarım. 2010/2011 yılındaki yeşil forma gerçekten farklıydı :) 2010/2011 ve 2011/2012 yılında giyilen mavi çubuklu beyaz forma da beyazın kullanılması açısından güzeldi. Fakat bu formanın tasarımı biraz daha farklı. Gögüs kısmında lacivert renk üzerinde Fenerbahçe Logosu, Türk Bayrağı ve Adidas Logosu yer alıyor. Göğsümüzün üstünde, “İnadına Fenerbahçe” der gibi… Lacivert kısım, yatayda sarı bir şerit ile bitirilmiş. Bence gayet de hoş olmuş :)

2013 Gölge Kanarya Forma

2013 Gölge Kanarya Forması Ön GörünümüSıralarsak eğer bu sene en az beğendiğim forma 2013 Gölge Kanarya Forma. Planet mavi renk paleti ile çubuklu forma iskeleti ile tasarlanmış. Açıkçası bu forma içerisine biraz daha sarı veya beyaz katılsa, daha bir hoş olabilirdi. Tabi koyu formanın havası bir başka :) 2010/2011 yılı koyu lacivert forma gayet hoştu.

Bu formaya adını veren “Gölge Kanarya” göğüs kısmında yer alıyor. Açıkçası bu koyulukta pek belli olmaması telaşı içerisindeyim. Çünkü göğüste yer alan bu figür, rakip takım oyuncusu üzerinde güçlü bir etki yaratabilir. “Gölge Kanarya” için yapılan bazı eleştirilerde “Fenerbahçe’nin ve onun temsil ettiği her kavramın bekçisi, koruyucusu ve aynı zamanda gizli gücü” deniliyor.

Son dönemdeki şike iddiaları ve yaşanan süreç göz önüne alındığında, Fenerbahçe’nin bu seneki formalarının tasarımında kullanılan temel fikir ve ortaya çıkan ürünler gerçekten başarılı olmuş. Camiayı daha bir bütünleştirici, daha bir Fenerbahçeli olma duygusu veren bu formalar, tanıtım ile satışa çıkartıldı. Artık fırsatını bulduğumda, eğer kısmetse 1 Ağustos Vaslui maçında stadta satın almak isterim :) Son olarak, yeni formanın Fenerbahçe Camiasına hayırlı olması dileği ile.

Kategoriler
Kalemimden

Pertevniyal1872 Ekibi geleneksel iftarı ve yeni yönetim kurulu seçimi gerçekletirildi.

Pertevniyal Camiası adına yıllardır birçok etkinliğe imza atan Pertevniyal1872 Ekibi, geleneksel olarak ekip üyeleri arasında düzenlenen iftarda 26 Temmuz 2012 (Perşembe) tarihinde bir araya geldi. Yeni dönem yönetim kurulu seçimleri de bu vesile ile gerçekleştirildi.

Önceki yönetim kuruluna gerçekleştirmiş olduğu çalışmalar için teşekkür edilirken, seçilen yeni yönetim kuruluna da Pertevniyal ismini daha ileriye taşıma noktasında başarı dilekleri sunuldu.
Yönetim kurulu seçimine dair sonuçlar aşağıdaki gibidir.

Önceki Dönem Yönetim Kurulu Başkanı: Sıddık Korkutata.
Yönetim Kurulu Üyeleri: Gizem Kocatmaz, Hasan Tahsin Karali, Yusuf Şahin.

Yeni Dönem Yönetim Kurulu Başkanı: Sinan Yıldırım.
Yönetim Kurulu Üyeleri: Burak Öztaner, Alper Tuncel, Gamze Yavuz.

Kategoriler
Kalemimden

Pertevniyal, Miniatürk: Minyatür Türkiye Parkı’nda.

Pertevniyal Valide Sultan’ın iki büyük emaneti olan Pertevniyal Lisesi ve Valide Sultan Cami maketleri Temmuz 2012 itibari ile Miniatürk: Minyatür Türkiye Parkı içinde yerini aldı.

“Pertevniyal 140. Yıl Etkinlikleri” içinde en önemlilerinden biri olan; “Miniatürk’e, Pertevniyal Lisesi’nin maketinin yerleştirilmesi projesi” sonunda gerçekleşti. Pertevniyal Lisesi’ni (Valde Mektebi) ve Valide Sultan Cami’sini bir külliye halinde, avluları ve bahçeleri ile birlikte mükemmel bir şekilde sergileyen maket, Miniatürk’ün en prestijli bölümlerinden birinde sergilenmektedir. Hemen yanı başında Eyüp Sultan Cami’nin maketi ve temsili İstanbul Boğazı ve İstanbul Boğazı’nda bulunan sarayların maketlerinin komşuluk yaptığı Pertevniyal Lisesi maketinin bulunduğu alanın son rutüşları yapılmakta olup, resmi açılış henüz gerçekleştirilmemiştir.

Resmi açılışı yapılmasa da Minitürk’e yolu düşenler Pertevniyal’e uğrayabilirler.
Miniaturk: Minyatür Türkiye Parkı – Sütlüce Mahallesi, İmrahor Caddesi 34445 Sütlüce – Beyoğlu / İstanbul

İstanbul Belediye Başkanı Sn. Kadir TOPBAŞ’ın büyük destekleriyle gerçekleşen projenin, okulların açılması ile birlikte (Eylül/Ekim 2012) tüm Pertevniyallilerin davet edildiği bir törenle açılşı yapılacaktır.

Ne Dediler ?

@Sinan Yıldırım: “Gerçekten şu ana kadar Pertevniyal adına yapılmış en güzel ve en anlamlı çalışmalardan bir tanesi oldu. 140. Yıl Komitesi’ne ve emeği geçen herkese teşekkürler..”

@Vedat Yüksel: “Güngör Bey emeğinize sağlık çok uğraştınız ama değmiş.Teşekkürler.”

@Ömür Deniz: “harcanan emeğe değmiş…”

@Zehra Tutan Kerimov: “Harika olmuş,emeği geçen herkese teşekkürler. Canım okulum…”

@Fatma Çiçekli: “ÇOK GÜZEL OLMUŞ, KATKISI OLANLARIN EMEĞİNE SAĞLIK..”

@Reha Dinler Şahin: “gerçeğinden güzel olmuş:)”

@Vehbi Altunçul: “YÜREĞİNİZE, EMEĞİNİZE SAĞLIK.TÜM PERTEVNİYAL AİLEMİZE HAYIRLI, UĞURLU OLSUN.”

@Hayriye Arı: “Pertevniyalimizin maketi Miniatürke çok yakışmış bu güzel çalışmada emeği geçen herkesi tebrik ederim”

@Rahmi Yılmaz: “EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDERİM.”

@Timur Özdemir: “ellerinize saglık arkadaşlar … sevgiler”

@Hakan Akgün: “İlk kuruluş yılı olan 1872 tarihi’de yazılsaymış..”

@Berrin Pala Orakci: “Tebrik ediyorum bu süreçte emeği geçenleri ve bu güzel parkta yerimizi almamızı sağlayan arkadaşları kutluyorum çooookkk güüüüüzel olmuş…”

@Mehmet Öztağ: “Pertevniyalimizin maketi Miniatürke çok yakışmış bu güzel çalışmada emeği geçen herkesi tebrik ederim elerine sağlık.”

@Semih Çelik: “Pertevniyal Lisesi ve Pertevniyal Valide Sultan Camii Miniatürk’te yerini aldı. Artık Türkiye’nin seçkin mimari yapıları arasında Valide Sultan Külliyesi de var! Bu projeyi planlayan ve uzun süredir gerçekleşmesi için çaba gösteren başta Güngör Doğaner olmak üzere emeği geçen tüm Pertevniyalileri yürekten kutluyorum.”

@İbrahim Kaptan: “Miniatürk’teki büyük eksikliklerden bir tanesiydi.Çok güzel olmuş.Emeği geçenlere teşekkürler…”

Kategoriler
Twingo

Twingo: Uzun yol hazırlıkları ve bakımlar – 2.

Uzun zamandır blog’u boşladığımın farkındayım. Sadece blog mu, birçok şeyi boşladım… Misal istersen Twingo’m 1,5 ay boyunca kapının önünde, brandasının altında bekledi beni öylece… Her neyse, kafamdaki işlerin çoğunu bitirdim, tatilimi de yaptım, stajımı da. Ve tabi her zamanki gibi uzun yola çıkmadan önce bakım yaptırma dönemi başladı.

Bakım yaptırma dediysem, öyle gözünüz korkmasın, ön takımlara ufak tefek destek baabında. Tek seferde ön takımların her şeyini değiştirmek ya da bunların tamamının tükenmesini bekleyip de servise ya da bakıma girmek, zamanında değiştirilmesi gerektiğinde çıkartacağı masraftan daha fazla masraf çıkartmasına neden olur.

Sanayiden döndükten sonra internet üzerinden Motor Arka Kulağı (Takozu) sipariş geçtim (102 TL) ve kargosunu bekliyorum… Ayrıca fren aynalarının (ön disklerinin) de değişmesini istedim ama malesef yine uygun parça bulmakta sıkıntı çektik. Sanırım fren aynalarının değişmesi işlemini İstanbul’da, eylül ayı gibi, yurtdışından döndükten sonra yaptıracağım.

demiştim “Twingo: Uzun yol hazırlıkları ve bakımlar.” başlıklı yazımda. İstanbul’a dönmeden önce motor arka kulağını değiştirdim yine Kudret Usta ile birlikte. Ani hareketlenmelerde ve yoldaki sallanmalarda gelen sesler böylece kesilmiş oldu. Biraz araştırma yaptıktan sonra yan sanayi fren aynalarının (fren diskleri de denir) takım olarak (sağ – sol) 75 TL – 90 TL civarında olduğunu öğrendim ve onlardan almaya karar verdim. Eğer fren balatalarınız diske vurmadan, hasar vermeden, zamanında (her 15.000 km veya 2 yılda bir) değişimini yaparsanız yan sanayi ürünlerini de uzun yıllarca sorunsuzca kullanabilirsiniz. Tabii ki bosch gibi bir ürün aynı koşullarda kullanımda daha uzun dayanacaktır fakat şimdilik önemli olan fiyat/performans karşılaştırması :)

Gelelim sadede, Onurum (Lastikçi – Bayrampaşa Meslek Lisesi yanı) dükkanında çalışan Arif Usta‘ya bir ziyaret gerçekleştirdim ve uzun yola çıkmadan önce muhakkak rot başlarını, mümkünse amortisörleri de değiştirmem gerektiğini söyledi. Referans olarak gösterdiği Fatih Oto (Yedek Parçacı – Bayrampaşa eski cezaevi yolunda)’dan gerekli malzemelerin fiyatlarını aldım:

  • Rot Başları: 15 TL (Adet)
  • Amortisörler: 90 TL (Adet)
  • Amortisör Takozları: 15 TL (Adet)
  • Fren Aynaları: 75 TL (Takım – Sağ ve Sol)

Derken iki tane rot başını (30 TL) ve fren aynalarını (50 TL) alıp (Toplam: 80 TL), referans gösterdiği Macit Usta’ya (Tamirci – Bayrampaşa Müftülüğü karşısında ufak bir dükkan) doğru yola koyuldum. Usta kapıyı 40 TL‘den açtı, birkaç selam götürdüğümüz için 25 TL‘ye rot başlarını ve fren aynalarını değiştirdik. Ve fren aynaları değiştiği için yavaş yavaş ve dikkatli bir şekilde Arif Usta’nın yanına geri döndüm. Güzel de bir rot – balans ayarı yaptık (20 TL).

Bugün toplamda 125 TL harcamış oldum ve şu anda İstanbul’dan İzmir’e gidiş için arabamı hazırladım diyebilirim. Yalnız güncellemesini yaptıktan sonra NAVIGON markalı çok sevdiğim navigasyon cihazımın aşırı ağırlaşması ve fonksiyonlarını kaybetmesi üzerine satın almış olduğum SATURN (Bayrampaşa Forum İstanbul)’un servisine götürmüştüm (19.08.2011) fakat bu güne kadar hala bir cevap almış değilim. Umarım bu hafta içerisinde geri dönüş yaparlar, aksi halde Nokia Maps ile yola çıkmak zorunda kalacağım ki daha önce hiç kullanmadığım için içim rahat değil :\

Ha, ufak da bir uyarı yapalım tabi uzun yola çıkacak olanlar varsa, bayram tatili dönüşünde özellikle daha önceden de kaza yapılan yerlerde çalışmalar, tadilatlar olabilir, hem bunu hem de sizin ve trafikteki diğer canlıların can ve mal güvenliğini düşünerek aşırı hız yapmayalım, trafik kurallarına ilk seferinde ve her seferinde uyalım ;)

Kazasız belasız, hayırlı sürüşler ;)

Kategoriler
Freelance

6 Aylık Dönem Sonrası Freelancer’ın Sorması Gereken 50 Soru

Freelancer olarak çalışan kişilerin performans değerlendirmesi yaptıklarını pek sanmıyorum. Oysa performans değerlendirmesi, durumunuz hakkında bazı gerçekleri ortaya çıkaracak, bazıları hakkında ip ucu verecek ve dönemlik planlamanızı yapmak için size yardımcı olacaktır. Performans değerlendirmesi, aslında bir öz eleştiri olarak da düşünülebilir bu noktada.

Bu yazıda altı aylık dönemlerde performans değerlendirmesi yaparken size yardımcı olacak 50 soru paylaşacağım. Bu sorular geneli kapsar ve zamanla bazı soruları özelleştirmeniz gerekebilir. Hatta kendi “freelancer performans değerlendirme soruları”nızı oluşturabilirsiniz.

  • İş Kalitesi Soruları
  • Mali Durum Soruları
  • Freelance Yaşam Tarzı Soruları
  • Yetenek ve Ekipman Soruları
  • İş Ağı Soruları
  • Hedef Soruları

İş Kalitesi Soruları

Piyasadaki rekabetten kendinizi soyutlamak istiyorsanız işinizin, çalışmalarınızın, projelerinizin kalitesi çok önemlidir. Bu kategori altında iş kalitenizin yeterli olup olmadığını keşfetmeye yardımcı bazı sorular yer alıyor.

  1. Tamamladığınız son projeleriniz ile gurur duyuyor musunuz? Yaptığınız işten gurur duymanız, o işten ne kadar memnun olduğunuzun da bir göstergesidir. Yaptığınız işlerin sizi tatmin etmesi, iş kalitenizi arttırmanızda fayda sağlar.
  2. Çalıştığınız projelerde potansiyelinizi ve yeteneğinizi ne kadar kullanabildiniz? Bazen ilk projelerinizde sahip olduğunuz potansiyeli tam anlamıyla yansıtamayabilirsiniz. Potansiyelinizi ve yeteneklerinizi daha doğru ve etkili kullanabileceğiniz projelerde çalışmak, iş kalitenizi arttırır.
  3. Eğer son projenizi yeniden yapmak zorunda kalsaydınız, neyi farklı yapardınız? Son projenizi bitirdikten sonra incelemek ve kullanıcılardan gelen geri bildirimler doğrultusunda geliştirmeye yönelik notlar çıkarmak, iş kalitenizi arttırır.
  4. Porföyünüze (Portfolio) eklemek için heyecanla çalıştığınız bir proje tamamladınız mı? Bu tarz projeler sürekli gelişim ve portföyün gelişmesi için faydalı olacaktır.
  5. En çok zevk aldığınız projeniz hangisi? Eğlenerek çalıştığınız bir proje var ise benzer projeler üzerine çalışmak faydalı olacaktır. Sinir ve stresin az olduğu alanlarda yaratıcılık sınırları zorlanabilir.
  6. En çok zorlandığınız projeniz hangisi? Eğer çalışmakta zorlandığınız projelerin ortak özelliklerini belirleyebilirseniz, bu projelerden kaçabilir veya bu alanda kendinizi geliştirebilirsiniz.
  7. Müşterileriniz veya iş ortaklarınız, ortaya çıkarttığınız iş hakkında ne söylediler? Müşterilerinizin veya iş ortaklarınızın görüşleri çok değerli olabilir. Eğer onlardan herhangi bir görüş alamadıysanız, sormaktan korkmayın.
  8. Herhangi bir müşterinizden tavsiye (size iş yönlendirilmesi) veya tekrar iş alıyor musunuz? Müşterilerinizin memnun olması size tekrar iş yapabilme imkânı sağlar. Ayrıca sizi etraflarındaki kişilere de tavsiye edebilirler.

Mali Durum Soruları

Bir iş insanı olarak en temel amacınız kâr etmektir. Bu kategori altında mali durumunuzu keşfetmeye yardımcı bazı sorular yer alıyor.

  1. Freelancer olarak geçinebiliyor musunuz? En nihayetinde geçim kaynağınızın freelancer olarak çalışmalarınızdan elde ettiğiniz gelir olması gerekir. Siz, freelancer olarak mı geçiniyorsunuz?
  2. Birden fazla müşteriniz var mı? Freelance iş modelinde tek bir müşteri ile çalışmak pek de mantıklı bir fikir değildir. Birden fazla müşteri, portföyünüzü geliştirmek ve en nihayetinde kâr edebilmek için çok önemlidir.
  3. Gelir ve giderlerinizin kayıtlarını tutuyor musunuz? Bu kayıtlara vergi amaçlı veya iş için harcamalarınızı takip etmek amacıyla kullanmanız gerekebilir.
  4. Vergi veriyor musunuz? Vergi ödüyorsanız şayet, bunun için gerekli birikimi vaktinde yapmak sizi zor durumlardan kurtarır.
  5. Acil durumlarda kullanabileceğiniz birikiminiz (Zula) var mı? Herhangi kötü bir durumla karşılaşıldığında mali olarak zora düşmemek için birkaç aylık masraflarınızın bedelini ayrı tutmak, biriktirmek iyi bir fikir.
  6. Fiyat politikan, alanındaki rakipler ile rekabet edebilir düzeyde mi? Eğer çok yüksek veya çok düşük fiyatlarınız var ise bunları güncellemek gerekir.
  7. Ek hizmetler veya güncellemeler için ücret alıyor musunuz? Eğer almıyorsanız, almayı düşünün…
  8. En son ne zaman fiyatlara zam yaptınız? Sonuçta kendi işinizi yönetiyorsunuz ve masraflarınızı karşılayacak bedeller belirleyebilirsiniz. Günümüzde teknoloji ne kadar ucuzlamış olsa da hızla değişiyor ve size masraf çıkartabiliyor. Bu nedenle fiyatlarınıza zam yapmaktan başka çareniz yok.

Freelance Yaşam Tarzı Soruları

Freelancer olarak çalışmanın kendine özel zorluklarından ve başarılı ve mutlu bir Freelancer olmanın yollarından bahsetmiştik.  Bu kategori altında freelance yaşam tarzınızı keşfetmeye yardımcı bazı sorular yer alıyor.

  1. Geçtiğimiz altı aylık dönemde kaç saat/gün fazladan çalıştınız? Eğer çok fazla çalışıyorsanız, işlerin kalitesinin düşmesi gibi sorunlardan öte yaşam kalitenizin de düşmesi gibi bir tehlike ile karşılaşabilirsiniz.
  2. Düzenli çalışma saatleriniz var mı? Genel olarak müşterilerinizin size ulaşabileceği saatlerin belirli olması yani düzenli çalışma saatleri müşteri memnuniyeti ile işinize katkı sağlar.
  3. Sizi meşgul edecek yeterli işiniz var mı? Eğer yoksa işinizi pazarlamaya başlayın.
  4. Çalışmalarınız sırasında kişisel izin kullanabiliyor musunuz? İster eğlence için olsun ister hastalık durumunda, çalışmalarınız sırasında kişisel izin kullanmak yaşam kalitenizi arttır.
  5. Ailevi konular ne sıklıkla işinizi bölüyor? Freelancer olarak çalışanların genel çoğunluğu işlerini evden yürütüyor. Evin bir bölümünü ofis olarak dizayn etmiş olsanız bile aileniz veya ailevi konularınız işinizi sıkça bölüyor ise iş ve aile arasındaki dengeyi gözden geçirmekte fayda var. Hatta freelance işiniz için küçük bir ofis bile tutabilirsiniz.
  6. Aileniz ve arkadaşlarınız ile geçireceğiniz zamanlar için işinizi bölüyor musunuz? İşlerin yarıda kalması istenmeyen bir durum olsa da aile ve arkadaşlar ile geçirilecek kaliteli zamanlar, uzun dönem mutluluğunuz için size fayda sağlayacaktır.
  7. Çalışma alanınız rahat mı? Saatlerçe başında oturduğunuz bilgisayar masanız ve koltuğunuz başta olmak üzere kullandığınız ekipmanlar ve alanınızın rahat olmasına özen gösterin.
  8. Hem çalışıp hem de gezebileceğiniz donanıma sahip misiniz? Freelancer olarak çalışanların bazen işi icabı gezmesi gerekebilir ki bu durumda güvenilir bir laptop size inanılmaz kolaylık ve iş sürdürebilirliği sağlar. Ayrıca fotoğraf makinesi vb. ekipmanların da taşınabilirliğini gözden geçirmekte fayda var. Bazen de gezerken çalışmak icab edebilir ve bu durumda hazırlıklı olmak size fayda sağlayacaktır.

Yetenek ve Ekipman Soruları

İşinizi başarılı bir şekilde sürdürebilmek için yeteneklerinizi (bilgilerinizi) ve ekipmanlarınızı güncel tutmalısınız. Bu kategori altında yeteneklerinizin ve ekipmanlarınızın güncel olup olmadığını keşfetmeye yardımcı bazı sorular yer alıyor.

  1. Son günlerde bulunduğunuz iş alanında yeni bir şey öğrendiniz mi? Hangi alanda çalışıyor olursanız olun, gün geçtikçe yeni bir şey ortaya çıkıyor, takip edin!
  2. Yeteneklerinizin (bilgilerinizin) güncel olduğunu söyleyebilir misiniz? Dürüst olun, gerçekten en son çıkan bilgiler veya teknikler ile çalışıyor musunuz?
  3. Bulunduğunuz iş alanında kendinizi geliştirmek istediğiniz bir alan mevcut mu? Eğer evet ise, internet başta olmak üzere kitap, yayın ve kurslar ile size bu fırsat sunuluyor.
  4. Kullandığınız yazılımlar güncel mi? Güncel yazılım kullanmak lisans konusunda tercih edilmese de (bazı kesimler tarafından) lisanslı ve güncel yazılımlar kullanmak size daha fazla hız kazandırabilir, teknik olarak iş sürenizi azaltabilir.
  5. İhtiyacınız olan tüm yazılımlara sahip misiniz? Başarılı olmak için ihtiyaç duyduğunuz tüm yazılımlara sahip olduğunuzdan emin olun. En önemlisi, neye ihtiyacınızın olduğunu bilmek. Bunun için iş alanınızdaki gelişmeleri takip edin, yazılımlardan haberdar olun.
  6. Bilgisayarınızın donanımı yeterli mi? Bilgisayarınızı veya ekipmanlarınızı yenilemek için sürekli bir bütçenizin olması gereklidir.
  7. İnternet bağlantınız yeterince hızlı mı? İnternet hızınızın yüksek olması, size bir çok kolaylık sağlar.
  8. Telefonunuz, işiniz için yeterli mi? Hem donanımsal olarak teknik özellikleri yüksek ve size uygun bir telefon modeli seçebilirsiniz hem de işiniz için ayrı bir hat kullanmayı düşünebilirsiniz.

İş Ağı ve İnternet Soruları

Birçok freelancer çalışan yeni işleri internet aracılığı ile buluyor. Bu kategori altında iş ağı ve internet konusundaki durumunuzu keşfetmeye yardımcı bazı sorular yer alıyor.

  1. Sosyal ağlara katıldınız mı? Cevabınız hayır ise, birçok fırsatı kaçırmış olabilirsiniz.
  2. Sosyal medya varlığınız üç büyüğü (Facebook, Twitter ve LindekIn) içeriyor mu? Bu üç sosyal ağ muhtemel sıralamadaki liderler ve bu alanlarda varlığınızı oluşturun.
  3. İşinizin çevrimiçi (online) varlığı var mı? Bir freelancer’ın kesinlikle sahip olması beklenir.
  4. Blog ve/veya web siteniz (internet siteniz) var mı? Çevrimiçi varlık oluşturmanın en basit ve güzel yolu, sizin kontrolünüzde olan bir web sitenizin (internet sitenizin) olmasıdır.
  5. Ağınızdaki iş fırsatlarını düzenli olarak takip ediyor musunuz? Düzenli olarak işleri takip etmek, karşınıza güzel fırsatlar çıkarabilir.
  6. Diğer insanlar ile (çevrimiçi veya gerçek hayatta) ilişkiniz iyi mi? İş yapmak güvene dayanır ve güven, ilişkileri temel alır. İnsanlarla iyi iletişim içerisinde olmak işiniz açısından büyük önem taşır.
  7. Mail listeniz, e-bülteniniz veya insanlar ile iletişimde kalmanızı sağlayan diğer araçlarınız (Facebook sayfaları vb.) var mı? Her tanıdığınızın (iletişim halinde olduğunuz kişinin) müşteriniz olacağı şartı yok fakat olabilme ihtimalini göz ardı etmemelisiniz.
  8. Sosyal ağınız (internet veya çevreniz) size iş getirdi mi? Sosyalliğinizin işinize dair kullanılabilirliliğini test etmek için güzel bir soru.
  9. Başkalarına iş pasladınız mı? Yoğunluktan veya yetersizlikten dolayı başkalarına iş paslamak, onların da aynı durumlarda size iş paslamasına neden olur. Bu nedenle yapamadığınız veya kabul etmediğiniz projeleri başkalarına yönlendirmekten çekinmeyin.
  10. Reklamın yararlarından faydalanıyor musunuz? Reklam vermek çok klasik olabilir ama günümüzde hala işe yarayan bir teknik.

Hedef Soruları

Diğer tüm işler gibi sizin freelance işinizin de amaçları, hedefleri olmalı. Bu kategori altında hedefler konusundaki durumunuzu keşfetmeye yardımcı bazı sorular yer alıyor.

  1. Freelance iş modeli, beklentilerinizi karşıladı mı? Daha önce freelancer olmanın gerçek masrafları konusuna değinmiştik. Birçok kişi bunların farkında değil veya bunları önemsiz olarak görebiliyor. Önemli olan, freelance iş modelinin ve freelancer olarak çalışmanın sizin beklentilerinizi (maddi ve manevi) karşılaması.
  2. Yaptığınız iş her neyse, memnun musunuz? İşin anahtarı mutluluk. Eğer freelancer olarak mutlu değilseniz, muhakkak bir noktada işinizi ve yaşamınızı etkileyecektir.
  3. Eğer fırsatınız olsaydı, işiniz ile ilgili neyi değiştirirdiniz? Peki, neden ufaktan bunlar için çabalamıyorsunuz?
  4. Freelancer olarak kendinizi geliştirmenizde hangi kitaplar ve kurslar faydalı olacaktır? Bir kenara bunlar için para ayırın ve muhakkak kendinizi geliştirmeye yeterli özeni gösterin.
  5. Freelancer olarak işinizi 1 sene içerisinde nerede görüyorsunuz? Klasik mülakat sorularına benzedi fakat bunun planlamasını 1 değil 5 yıl için yapmak size daha da fayda getirecektir.
  6. İşinizin şu an bulunduğu durumdan, olmasını istediğiniz duruma gelmesi için neler yapmanız gerekiyor? Uzun zamanlı geliştirme planları, başarılı olmanızda size yardımcı olacaktır. Sorunu tanımlamak, çözmenin başlangıcıdır.
  7. Bir sonraki işiniz (projeniz) ne olacak? Kısa dönem üzerinde hangi konuda çalışacağınızı belirlemek iyi fikir. Tabii projelerinizde seçici iseniz. Aksi halde size para kazandıracak bir sonraki işi seçecekseniz demektir.
  8. Kişisel olarak bundan sonra sizi ne bekliyor? Bu da en son olarak yukarıdaki soruları cevapladıktan sonra, kendi öz eleştirinizi yaptıktan sonra kişisel hedeflerinizi belirlemek için güzel bir soru.

Senin Düşüncelerin Neler?

Bu yazıda freelancer olarak çalışan bir kişinin dönemsel olarak yapması gereken performans değerlendirmesinden bahsettim. İşlerin özelliklerine göre bu performans değerlendirmesi haftalık dönemlerle de yapılabilir, yıllık dönemlerle de. Ayrıca sorular da farklılık gösterebilir, özelleştirilebilir.

Atladığım, eksik ya da yanlış yazdığım yerler var ise yazının hemen altındaki yorumlar alanı sizin için yapıldı. İster gerekli bilgileri doldurarak isterseniz facebook hesabınız ile yorum yazabilir, konunun gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Kategoriler
Kalemimden

6. Pertevniyal Hezarfen Festivali (Geleneksel Hezarfen Pikniği)

Hezarfen mi, Hazerfan mı? Kaç gün, kimlere sormuştum bu soruyu festivalin ilk afişini hazırlarken (: Yıllar sonra adını hâlâ karıştıran ekip üyelerimiz olsa da bu sene Pertevniyal Hezarfen Pikniği, 1 Temmuz 2011 – Cuma günü, her zamanki yerinde, Hezarfen Havaalanı‘nda yapılıyor.

Bundan 6 sene önce, 2005 yılında 3 yolcu otobüsü ile Aksaray’dan yola çıkan Pertevniyalliler, geçtiğimiz sene 6 yolcu otobüsü ile niyetlenmiş, yetmeyince son dakikada bir tane daha ekleyip toplam 7 yolcu otobüsü ile varmışlardı Hezarfen’e. Kendi imkânları ile katılanlar da dahil olmak üzere 400 kişilik bir piknik. Bence festival havasında pikniktir Hezarfen. Çünkü böylesi samimi bir ortamda ekmek arası mangal keyfi ile piknik tadında fakat ses sistemi, konserler ve oyunları ile de tam bir festival havasında… Hatta hatırlayanlar olur mu bilmem, ilk organizasyonlarda “Pertevniyal Hezarfen Pikniği”, sonra bir ara “Pertevniyal Hezarfen Seferi” dediğimiz de oldu fakat artık bu seneki katılıma da bakacak olursak son yıllarda kullanılan “Pertevniyal Hezarfen Festivali” en uygun isim olur. Katılım demişken belirtmeden geçersek ayıp olur; Pertevniyal Hezarfen Festivali, Pertevniyal Lisesi Pilav Günü’nden sonra Pertevniyal’in sahip olduğu en kalabalık katılımlı organizasyonudur. Bu nedenle bir de uyarıyı hatırlatayım, tamamen ücretsiz olan organizasyonumuz bu sene randevulu sisteme geçmiştir, lütfen ilgili kanallar ile (hezarfenfestivali.com) randevunuzu gerçekleştiriniz.

Aslında uzun uzun yazılır bu etkinlik hakkında ama şimdilik iki fotoğraf koyacağım ve cuma günü, etkinlikten sonra yazacağım :) Hepinizle görüşmek üzere :) Unutmadan, bu sene güzel bir de tavla turnuvası düzenliyoruz, hazırlıklı olun!

Sene 2008, Hezarfen'de uçuş sonraki kaydedilen bir görüntü. Saç baş dağılması normal, yardımcı pilotumuz Canberk Çakır olunca (:
Sene 2008, Hezarfen'de uçuş sonraki kaydedilen bir görüntü. Saç baş dağılması normal, yardımcı pilotumuz Canberk Çakır olunca (:

Emre Karabulut ve Canberk Çakır, Hezarfen Festivali'nde tavla oynarken...
Sene 2006 olabilir, hatırlamıyorum bile... 20'lik diş ameliyatı ardından şişmiş bir surat ile organizasyonda görev aldığımı hatırlıyorum sadece ve tavlada yenildiğimi! O günden bu yana çok şey değişti Canberk Bey! Alacağım bu seneki turnuvada hesabını!

 

Kategoriler
Freelance

Demek Freelancer Olmaya Karar Verdin, Peki.

Freelance iş modelinin gün geçtikçe popülerleştiğini düşünüyorum. Teknoloji, insanların bu yönde kendilerini geliştirmesine çok kolaylık sağlıyor.

Fakat herkes freelancer olarak mutlu ve başarılı olamayabilir. Bu yazıda başarılı ve mutlu bir freelancer olmak için gerekli 10 karakteristik özellikten bahsedeceğim.

Başarılı ve Mutlu bir Freelancer’in Sahip Olması Gereken 10 Özellik

1. Bağımsızlık

Freelancer olduğun zaman artık bir patronun yoktur. Tabii ki müşteri istekleri ve talepleri var. Fakat günlük çalışma modelinde sana sınır koyacak, kısıtlayacak ya da zorlayacak, işi doğru ve zamanında yapıp yapmadığını kontrol edecek ya da işinin kalitesini inceleyecek kimse olmayacak.

Patronun bu kadar değerli biri olduğunu düşünmüyordun değil mi? (: Ve şimdi, bunların hepsini kendin yapmak zorundasın. İşler battığında kendini öldüresiye eleştirebilecek kadar…

2. Disiplin

Freelance dünyasında iş saatleri yoktur. Ofis ve çalışma saatlerin belirsizdir hatta çalışma alanın bile sürekli değişiklik gösterebilir. Kendini yönetmek, müşterinin işlerinin zamanında tamamlanacağından emin olmak, banka hesaplarının dengesini sağlamak disiplin gerektirir.

Birçok işi aynı anda yapmak gibi dikkat dağıtacak durumlara karşı disiplinli değilsen, bu senin için büyük bir problem olacaktır. İşlerin düzgün gitmeyecek, müşterilerin mutsuz olacak ve sen para kazanamayacaksın. Gün geçtikçe de mutsuz ve başarısız bir freelancer olacaksın…

3. Esneklik

Birçok freelancer, çalışma zamanı, çalışma mekanı, işin nasıl yapılacağı, ne tür işlerin yapılacağı ve kimlerle çalışılacağı açısından esnek olmak istediklerinden tam anlamıyla kurumsal yapıdan kaçmıştır. Fakat diğer insanlar öngörülebilir ve rutin olarak çalışırlar. Eğer rutinin bozulması durumunda çalışamayacak bir yapıya sahipsen, freelancer’lık senin için üzücü sonuçlar doğurabilir ve uygun olmayabilir.

4. Sosyal Olma(ma!)lı!

Freelancer, yüzyüze sohbet etmeden de hayatta kalabilecek yapıda olmalı. Açıkça söyleyebilirim, ben içine kapanık bir insan değilim, arkadaşlarımın yanında iken (özellikle pertevniyalliler ile) aldığım keyif bambaşkadır ama bu sosyallik beni yorar, hızına ayak uyduramam… Gürültü ve kaos, sosyalliğin ayrılmazlarından (: Nerede görsem kaçarım.

Eğer sosyallik konusunda bu şekilde düşünüyorsan (felsefi açıdan “sorunlar, insan kaynaklıdır” fikrine kadar düşünülebilir…) freelancer olabilirsin hatta mutlu olabilirsin. Yaptığın çalışmalar sırasında yaşadığın “sosyalleşme” de sana yeterli gelecektir. Örneğin müşteriler ile yüz yüze iş görüşmeleri yapmak, onların ofislerine gidip görüşmek gibi.

Freelance, belirli bir derecede izolasyon gerektirir ve bu herkes için iyi değildir. Özmotivasyon’un sağlam olmasını gerektirir.

5. Para Yönetimi (Tutumluluk)

Eğer fakir bir freelancer olmak istiyorsan, bu özellik gerekli değil (: İstemediğini varsayıyorum. Faturalarını ödemek, kendi üniversite masraflarını çıkarmak ya da çocuklarını okutmak (! neden olmasın), seyahate çıkmak, müzik albümü ve kitap almak, evin eşyalarını değiştirmek gibi isteklerin olduğunu varsayıyorum.

Tabii ki bir havuz kenarında gün boyu güneş banyosu yapmaktan bahsetmiyorum. Yaşamak için gerekli ihtiyaçlarının karşılanmasından bahsediyorum. Bunun için kendi paranı yönetebilir durumda olman gerekir ki rahat bir şekilde ay sonunu görebilesin. Eğer tutumlu değilsen işler senin için çok zor… Ya evlen, eşin seni yönetsin ya da düzenli bir iş bul (mümkünse sigortalı).

6. Kaygısızlık

Belirsizlik, seni kaydılandırmamalı. Freelancer olarak çalışmak, bu ay 500TL kazanırken önümüzdeki ay 5000TL kazanabilmek demek. Belki de kış ayları boyunca kazandığın tüm parayı, yazın tek bir ayında kazanmak demek.

Freelance iş modelinde çok fazla belirsizlik vardır. Belirsizlik ile yaşayabilir misin? Daha az kontrol ve daha fazla inanç ile yaşayabilir misin? Eğer yaşayamazsan, freelancer olma konusunda birkaç kez daha düşünmen gerekir.

7. Güven

Freelancer olarak en temel işin, hizmetlerini pazarlamaktır. Bu da dışarı çıkmak, olası müşterilerin ile yüz yüze görüşmek, kendini ifade etmek anlamına gelir. Kendini ve hizmetlerini pazarlamak bir başka ifadeyle. Bu da yeteneklerine ve kendine tam güveni gerektirir.

Eğer bu konuda en ufak bir şüphen varsa ya da olası müşterilerin bu konuda şüphe duyuyorsa işlerin sıkıntıya girer. Kendine güvenmediğin takdirde yaptığın işe de güvenemezsin ve hizmetlerin karşılığını alma konusunda sorunlar başlar…

8. Cesaret

Freelancer olduğun vakit en yakın takipçin korkudur. Başarısızlıktan korkarsın. Başarıdan korkarsın. İflas etmekten korkarsın. Fazla para kazanmaktan korkarsın. Korku vardır ve kabullenmen gerekir. Onu incelemen, anlaman ve ders alman gerekir. Hayatını değiştirecek ve sonunda keyif alacak bir şey yaparken insanoğlunun nasıl kendini sabote edebileceği fikridir…

Bir freelancer’in ihtiyacı, tüm korkularına rağmen onu bir adım ileriye götürebilecek cesarettir. Korku seni ele geçirirse, başarısız olursun. Eğer korku seni motive eder ve planladığından daha fazla çalışmaya zorlarsa, işte o zaman başarılı olursun. Korkuyu ve öfkeyi (öfke konusu apayrı bir yazı olacak…) kontrol etmeyi öğrenmek gerekir.

9. Girişimcilik

Merhaba freelancer, artık bir iş sahibisin! Buna inansan iyi edersin. Freelancer olmaya karar verdiğinde, güzellik veya hatır için çalışan bir sanatçılığın sonlandı. Artık iş almayı bekleyen senarist/oyuncu/programcı/tasarımcı/(sen ne yapıyorsan)’sın ve bu başından sonuna girişimcilik gerektirir. Ya girişimcisindir ve para kazanırsın ya da gider kendine başka bir iş bulursun.

Neyse ki bizim için işin gereklilikleri (iş becerileri) öğrenilebilir. Tabii ki insanın doğal yeteneklerini bu amaçlar doğrultusunda kullanması ve geliştirmesi başarıyı getirecektir. Daha zor olan şey ise artık iş sahibi olduğunuzu kabul etmek ve freelance kariyerinizi ciddi bir iş olarak görmek.

10. Kararlılık

Kararlı olma duygusu, her acemi freelancer’ı evvela bunaltır, canını sıkar, en yalnız zamanlarda bastırır. Hatta müşterilerinizin can sıkan geri bildirimlerinde hayat kurtarsa dahi bunaltır. Freelancer olmanın kolay bir iş olmadığını anladığını varsayarsak bir çok karışık ve can sıkıcı durumla karşılaşacağını tahmin ediyorsundur. Böyle durumlarda krizi yönetmek ve olumsuz gidişhatı olumlu yöne çevirmek kararlılık gerektirir, ne denli zor olsa da.

Son sözler olarak, başarılı bir freelancer olmak istiyorsan, buna inanmalısın. Ne kadar sürede ne kadar başarılı olacaksın? Ne kadar gelir seni gerçekten tatmin edecek ve geçimini sağlayacak? Bu sorulara da uygun(!) cevaplar bulup, bunlar için çalışmalısın.

Eğer yukarıdaki en temel özellikler sende yoksa, bunlarla ters düşüyorsan veya en ufak aksilik senin moralini bozacak, inancını sarsacak ise freelancer olarak çalışmaya uygun değilsin.

Kategoriler
Freelance

Freelancer’ın (Serbest Çalışan) Gerçek Masrafları Nelerdir?

Bilinen en büyük yanılgılardan biri, freelancer (serbest çalışan) olarak çalışmaya başlamanın hiçbir sermayeye ihtiyaç duymadığı ve bu iş modelinin masrafsız olarak devam ettirilebileceğidir.

Hiçbir şey gerçekten bu kadar uzak olamaz!

Diğer iş modellerine göre freelancer olarak çalışmaya daha az sermaye ile başlansa da işleri sürdürmek ve geliştirmek için masrafların artması kaçınılmaz olacaktır. Bu yazıda freelancer olarak çalışan kişilerin ödemek zorunda olduğu bazı genel masrafları listeleyeceğim.

Freelancer’ın (serbest çalışanın) karşılaştığı genel masraf tipleri

Freelancer’ın karşılaştığı masraf tiplerini genel olarak yedi başlık altında kategorize edebiliriz.

  1. Ekipman ve Araç Masrafları
  2. Serbest Meslek Masrafları
  3. Sosyal Hak Masrafları ve Ek Ödemeler
  4. Reklam ve Promosyon Masrafları
  5. Yasal ve Mali Sorumluluk Masrafları
  6. Öğrenim (Eğitim) ve Kişisel Gelişim Masrafları
  7. Yaşam Masrafları

Sırasıyla her kategori üzerinde genel örnekler vererek anlatmadan önce yaşadığınız yere göre masrafların çeşitlilik göstereceğini belirtmekte fayda var.

Ekipman ve Araç Masrafları

Freelancer olarak işiniz için gerekli ekipman ve araçları elde etmek ve korumak zorundasınız. Hali hazırda bu ekipmanlar ve araçlardan elinizde olsa dahi işe yaramaz hale gelmesi, bozulması, teknolojisinin eskimesi veya geliştirilmesi gerektiği durumlarda bunları yenilemeniz gerekebilir. Ayrıca işinizin gereği olan bu ekipman ve araçlar günlük hayatta kullandığınız ekipman ve araçlardan daha kaliteli olması gerekebilir. Bu nedenle daha yeni teknoloji ve daha fazla para harcamanız gerekecektir.

  • Bilgisayar – Alabileceğiniz en kaliteli ve ileri teknolojiye sahip bilgisayarı almaya gayret gösterin. RAM ve işlemci hızı işlerinizde büyük fark yaratacaktır. Benim kişisel tavsiyem (Not: Apple ürünleri ne kadar prestijli olsa da genelde windows yazılımı ile kullanıldığından tavsiye etmiyorum. Verdiğiniz paraya yazık olur, o fiyatlara çok daha güçlü yapılandırılmış bilgisayarlara sahip olunabilir. Ayrıca internet kullanıcılarının ve müşterileriniz neredeyse yok denecek kadar az kısmı Apple ürünleri kullanıyor olacaktır, bunu göz ardı etmemek gerekir fakat hitap edeceğiniz kitle ile aynı dili konuşmak gibi aynı teknolojiyi de takip etmek önemlidir.)   Ayrıca tasarım ve kodlama işleri ile birlikte 3 boyutlu modelleme gibi ek işleri de tek makineden kontrol etmek istiyorsanız büyük boyutlarda bir monitöre hatta büyük boyutlarda çift monitöre ihtiyaç duyacaksınız.
  • İnternet Bağlantısı – Tekrar belirtelim, bu işte de hız konuşur. İnternet bağlantınız ne kadar kaliteli ve hızlı ise dosya indirme ve yükleme işleri de o kadar hızlı olacaktır.
  • Yazılım – İşinize göre ihtiyaç duyacağınız yazılımlar çeşitlilik gösterecek olsa da Adobe ürünlerinden en az bir tanesi ile çalışmanız gerekecektir. Adobe programlarının lisans ücretleri yüksek olduğundan ötürü piyasada bir çok kişi ya yasal olmayan sürümleri kullanmakta (! tavsiye etmiyorum) ya da alternatif programlara yönelmektedirler. Bunun yanında Microsoft Ofis Programları da en çok ihtiyaç duyacağınız programlar arasında listelenebilir, lisans ücretleri daha makuldur. Yanı sıra bir antivirüs programı sahibi olmakta da fayda vardır.
  • Web Barındırma Hizmetleri – Freelancer olarak her şeyden önce kesinlikle kendi web sitenize veya blogunuza sahip olmalısınız. Tavsiyem her ikisine de sahip olmanızdır çünkü blog etkileşime geçtiğiniz alandır ve bazı konuları yayınlayarak kendinize de arşiv oluşturmuş olursunuz. Müşterilerinize de gösterebileceğiniz bir portföy (portfolio) olması size artı katacaktır. Eğer web işleri ile ilgileniyorsanız kendi sitenizi yapmakta sorun yaşamayacaksınızdır fakat biraz daha özel alanlarla ilgileniyor iseniz en basitinden benim de tavsiye ettiğim WordPress’i kullanabilirsiniz. İnternet üzerinde bir çok ücretsiz çevrimiçi/sanal portföy temaların (online portolio) yanı sıra ücretli özel temalar da bulunmaktadır.
  • Sanal Kaynaklar – İhtiyaçlarınız doğrultusunda satın aldığınız görseller, şablonlar, tasarımlar bu başlık altında incelenebilir. Bunların yanı sıra bazı özel içeriklere sahip sitelere abone olmanız da gerekebilir. Paypal harcamalarını da bu alana dahil edebiliriz.
  • Sarf Malzemeleri – Yazıcı için kullandığınız kağıt, mürekkep, kalem, dosya, zarf, ataş hatta kargo bile bu kategoriye girebilir. Genelde çok pahalı olmayan bu malzemelerin kalitelilerini tercih etmekte fayda vardır.
  • Çalışma Alanı ve Masa – Teknik olarak başladığınız anda gerçek bir masaya ihtiyaç duymayabilir, sıradan bir masa ile işlerinizi yürütebilirsiniz. Fakat bilgisayar başında uzunca vakitler geçirmeye başladıktan sonra kaliteli bir çalışma sandalyenizin olması size konfor ve kullanım kolaylığı sağlayacaktır.
  • İletişim ve Telefon – Başlangıçta yine çok özel bir telefona ve telefon numarasına ihtiyaç duymasanız da gelişmeye başladıktan sonra kişisel ve iş telefonlarınızı ayırmanız gerektiğini anlayacaksınız. Bu nedenle işin başında bu ikisini ayrı tutmakta fayda var. Ayrıca masrafları azaltmak için Skype gibi VOIP sistemler kullanılabilir.
  • Harici Donanımlar ve Cihazlar – Takip etmek zorunda olduğunuz ve sürekli gelişen bir alan, akıllı iletişim cihazları: Netbooklar, Andorid Sistemler, iPhone, iPod, iPad, akıllı telefonlar veya Blackberry. Hepsine sahip olmanız beklenemez fakat bilgi sahibi olmak ve işinizi geliştirmek açısından birkaç tanesinden elinizde bulunmasında fayda var. Bunların yanı sıra gelişen işinize uyum sağlayacak harici veri depolama sistemleri gibi  yeni donanımlar da sahip olmanız gerekenler arasında.

Listeye hızlıca bir bakış bile atsanız teknolojinin büyük şehirlerde ucuzlamasına rağmen yıl içerisinde büyük bir miktar paranızı bu alana harcamak durumundasınız hem de her yıl.

Serbest Meslek Masrafları

İşinizi geliştirmek ve gerçek anlamda düzenli para kazanmak için kazandığınızın vergisini ödemek zorundasınız. Ayrıca sosyal haklardan faydalanabilmek için bir yandan da sigorta primlerinizi ödemeniz gerekmektedir. Bu maddelerin özellikle dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü gençliğinde çalışıp, para kazanıp, yiyen-içen fakat yaşlanıp zora düştüğünde ailesine yük, eşe dosta dert olan insan olmak ne iyi bir şeydir ne de hoş bir şey. Sigortanız kişisel güvenceniz, verginiz ise ulusal güvencenizdir. (Slogan gibi oldu (: iyi oldu. )

Sosyal Hak Masrafları ve Ek Ödemeler

Freelancer olarak müşterilerinizden işin bedeli dışında sigorta, yol, yemek gibi hiçbir ek hizmetten faydalanamazsınız ve ek ödeme alamazsınız.

İş bedelini görüşürken aşağıdaki maddelerin masraflarını da eklemekte fayda vardır.

  • Sigorta (sağlık ve yaşam) – Kendi sağlık sigorta primlerinizi ödemenin yanı sıra özel sigortalar ile anlaşarak ek bir yaşam sigortası da yaptırmanızda fayda var.
  • Emeklilik – Ne zaman emekli olacağınızı kim bilir? Siz yarın öbürgün emekli olacakmış gibi kenara ufak ufak para atmaktan çekinmeyin. Zaten yukarıda konuştuğumuz şekilde sigortanızı ödüyorsunuz fakat resmi olarak emekli olmadan önce işten ayrılmanızı gerektiren bir durum olursa bu paraya ihtiyacınız olacaktır.
  • Tatiller ve Kişisel Günler – Birçok işveren günümüz ülke şartlarında size çalışmadığınız günün parasını ödemez, ödemek istemez. Freelancer olarak ücretli izin alma gibi bir durum da söz konusu değil. Çalışmayı bıraktığınız anda para kazanmayı da bırakmış olursunuz. Bunu engellemek için ücretlendirme yaparken bu alana da biraz birikim yapmakta fayda var. Çünkü sürekli çalışamayacağınızı gayet iyi biliyoruz (:

Bu masraflar ucuz değil, cimrilik yapın da demiyorum. Sadece gerekli olmayan bazı masraflarınızdan kısarak, daha tutumlu harcama yaparak bu alan için birikim yapabilirsiniz. Sonuçta beklenmedik bir hastalık sizi uzun süre işinizden alıkoyabilir (Allah korusun!) ve hazırlıklı olmakta fayda var.

Reklam ve Promosyon Masrafları

Freelancer kariyerinizin bir noktasında işinizin tanıtımını yapmak için masrafları arttırma yoluna gideceksiniz. Bu masraflar genel olarak aşağıdaki maddeleri kapsar:

  • Basılı veya sanal reklam masrafları
  • Sarf malzemeleri
  • Kartvizit ve kurumsal kimlik tasarımı başlığı altında özel basım materyaller
  • Müşterilere promosyon amaçlı sunulacak özel hediyeler (kalem, not defterinden flash belleklere kadar.)
  • Sosyal Ağ ile ilgili ücretler (iş görüşmesi yemeği, yol masrafları gibi.)

Gördüğünüz üzere freelance iş yaşamında ağzımıza aldığımız her kalem iş, masraf oluşturuyor.

Freelancer Çalışmak - Muhasebe İşleri
Muhasebeciniz sizi büyük zaman harcamalarından kurtaracaktır. Unutmayın, zaman size para kazandırıyor!

Yasal ve Mali Sorumluluk Masrafları

Freelaner olarak bazı yasal masraflarınız ve mali sorumluluklarınızdan kaynaklı muhasebeci masraflarınız olacaktır.

Öncelikle, gelir verginizi dikkatli hesaplayıp bütçenizi ona göre şekillendirmeniz gerekir. Fakat vergi ödemek demek şahış şirketi olmak ile başlar ve bu işler biraz karışık işler olabilir. Bu nedenle bir muhasebeciden destek almakta fayda var. Muhasebeciniz sizi büyük masraflardan ve zaman harcamalarından kurtaracaktır. Unutmayın, zamanınız size para kazandırıyor!

Ayrıca işinizin büyüklüğüne göre gereken şirket yapılandırmasını da güncellemeniz gerekebilir (Şahıs şirketi, Limited Şirketi veya Anonim Şirket). İşiniz gereği bazı odalara kayıt olmanız, bazı belgeler temin etmeniz gerekebilir ve bunlar hatrı sayılır miktarda masraf oluşturur.

Öğrenim (Eğitim) ve Kişisel Gelişim Masrafları

Artık işinizde belirli bir noktaya ulaştığınızı varsayarsak profesyönel bir freelancer olarak gelişmeleri ne derece takip edeceğiniz ve uzmanlık alanındaki değişikliklere ne derece ayak uyduracağınız size kalmıştır. Fakat biliyoruz ki en güncel ve en yeni olan her zaman talep görür ve daha değerlidir. Bu nedenle ister uzmanlık alanınızdaki işlerin gelişmelerini takip edin, isterseniz de hiç bilmediğiniz bir alanda bir şeyler öğrenmeye çalışın, kendinizi geliştirmek için attığınız her adım masraf olarak karşınıza çıkacaktır.

Tabii ki, internet üzerinden edineceğiniz açık kaynak kodlu belgeler ve yazdığım blog gibi açıklayıcı, yol gösterici siteler, freelancer olarak kendinizi geliştirmenizde size büyük fayda sağlayacaktır. Fakat bilgilerin kısıtlı olduğu alanlarda eliniz mahkum gerekli kurslara ve seminerlere katılacaksınız veya sanal kaynakları satın alacaksınız.

Yaşam Masrafları

Listenin sonunda olmasına rağmen en önemli olan maddeye gelecek olursak, yaşamınızı sürdürmek için belirli bir paraya ihtiyacınız var  (ev masrafları, yemek, kıyafet, ulaşım vb.). Ayrıca bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerin de yaşam masrafları sizin omuzlarınızda olacağından bunları da karşılamanız gerekecektir.

Bunlar aslında en temel giderleriniz olarak listelenebilir. Ödemelerinize ve iş tekliflerinize küçük de olsa lüks ve eğlence masraflarını eklemeyi de unutmayın (:

Senin Düşüncelerin Neler?

Bu yazıda temel masraflardan ve freelancer olarak çalışmanın zorluklarından bahsettim. Elbette ki her işin kendine has zorlukları var fakar ülkemizde freelance işlerde işin neredeyse bedelsiz yapılmasını isteyen işverenlerin olması ve bu masraflarınızı düşünmemesi işleri daha da zora, çıkmaza sürüklemekte. Güzel bir kaynak olduğunu düşündüğüm bu yazıyı iş için verdiğiniz teklifi yüksek bulan iş ortaklarınıza (müşterilerinize) da okutabilirsiniz (: Belki fikirlerini değiştirebilirler?

Atladığım, eksik ya da yanlış yazdığım yerler var ise yazının hemen altındaki yorumlar alanını senin için yaptım. İster gerekli bilgileri doldurarak istersen facebook hesabın ile yorum yazabilir, konunun gelişmesine katkıda bulunabilirsin.

Kategoriler
Freelance

“Freelance” nedir? “Freelancer” kime denir?

Freelance {‘fri:læns}, sözlük anlamı olarak ; bağımsız yazara ait, serbest sanatçı tarafından üretilmiş, bağımsız politikacı, paralı asker, serbest çalışmak, bağımsız çalışmak anlamına geliyor Türkçe’de. Serbest meslek ile farklı anlamda çünkü kültürümüzde ve dilimizde serbest meslek tabiri daha çok belli bir işi olmayan ve koşullara göre değişik işler yapabilen kişileri tarif etmek için kullanılıyor.

Aslında anlam olarak freelance (Türkçe anlam karışıklığı yarattığından “freelance” olarak kullanacağım); işin, iş yeri dışında, işi yapan kişinin kendi çalışma alanında kişisel olarak tamamladığı çalışma modeli olarak tanımlanabilir. Freelancer ise bu işi saat, gün, parça veya proje başına yapan kişi, çalışan olarak tanımlanabilir.

Bu yazımda, freelance konusunda genel bir fikir oluşturacağım ve bundan sonra da freelance ile ilgili çeşitli konularda, uzunca bir dönem freelancer olarak çalışmış biri olarak deneyimlerimi paylaşacağım.

Türkiye’de Freelance

Bu konu çok karışık gibi gözükse de aslında son derece basit: Türkiye’de freelance, dişleri yeni çıkmaya başlamış bir bebek. Evet, neden yürümek, koşmak gibi terimler yerine dişleri kullandığımı farkettiniz! Çünkü, freelancer çalışma modeli yeni yeni gelişirken freelancer çalışanlar, freelance konusunda deneyimsiz oldukları için bu iş modelini oturduğu yerden para kazanmak olarak algıladılar, ek iş olarak nitelendirdiler, keyfi yaptıklarını zannettiler.  Hatta günümüzde halen bu şekilde anlam çıkartan kişiler vardır. Halbuki freelance, kendi işinin patronu olmak, açgözlülüğü ve egoyu yenmek, insan ilişkilerinde gelişim, pazarlama stratejileri konusunda yeterlilik kazanmak, süreklilik halinde başarı, aksi halde hüsran demektir. Günümüze kadar bu yapıyı kafasında oturtmayan sözde freelancer, başta işverenler olmak üzere sektörlere büyük zararlar vermiştir. Genel anlamda söyleyebiliriz ki internet teknolojilerinde (grafik tasarım, web tasarım, web programcılığı, bilgisayar programcılığı, program geliştiriciliği) freelancer çalışma Türkiye’de çok daha yaygın.  Bu bağlamda freelance çalışma modeli yıllarca büyük güvensizliğe neden olmuş ve günümüzde yavaş yavaş bu durumu toparlamaya başlamıştır.

Freelance Çalışmanın Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Freelance çalışma modelini kafamızda biraz canlandırdıktan sonra daha da basit örnekler vermek gerekirse aslında günlük hayatta bir çok freelance modelinde hizmete ihtiyaç duyuyoruz: boya-badana işleri, örme ve el işçilikleri, yazarlık veya senaristlik, tez-ödev yazımı, 3 boyutlu (3D) modelleme vb.

Bu noktada devam etmeden önce hizmet kavramından bahsetmek istiyorum. Hizmetler, soyut olma özelliğine sahip ve alındığında herhangi bir soyut mala sahip olmakla sonuçlanmayan, satış için sunulan faaliyetler ve faydalardan meydana gelen ürün çeşidi ya da zaman, yer, biçim ve psikoloji bakımından yarar sağlayan ekonomik faaliyetler olarak tanımlanabilir. Soyut oldukları için tüketiciler tarafından bir fayda ya da tatmin olarak algılanan hizmetin en bilinen tanımı; bir gruptan diğerine sunulan, herhangi bir şeyin sahipliği ile sonuçlanmayan bir faaliyet ya da faydadır. Hizmet üretimi fiziksel bir ürüne bağlı olabilir ya da olmayabilir. Bir diğer tanım da doğrudan satışa sunulan ya da ürünlerin (mal/hizmet) satışıyla birlikte sağlanan yararlar ve doygunluklar olarak yapılmaktadır.

Hizmet paketi kavramı, hizmetin yalnızca soyut yanını değil aynı zamanda somut yani gözle görülebilen, elle tutulabilen birtakım ürünleri de göz önüne almaktadır. Hemen hemen tüm ürünlerin satın alınması bir takım hizmetleri ve yine hemen hemen tüm hizmetlerin satın alınması da bir takım ürünleri beraberinde getirmektedir. İster ürün ister hizmet olsun, her satın alma “ürün ve/veya hizmet paketini” içermektedir. Freelance iş modeli de hizmet sektöründe yaygındır, kullanışlıdır.

Avantajlardan ve dezavantajlardan bahsetmek gerekirse bu konuyu üç açıdan ele almakta fayda var: işveren, freelancer ve sektör dengeleri.

İşveren, piyasada çok yüksek bedeller ile satın alabileceği hizmetleri freelancer’lardan çok daha uygun (neredeyse 1/4 oranla ucuz) bedeller ile satın alabilmektedir (yol, yemek, sigorta gibi ek masraflar olmadığından dolayı). Freelancer ise herhangi bir firmaya bağlı olmadan, kendi işini yönetmektedir ve kendi parasını kazanmaktadır. Sektör dengeleri bakımından işverenlerin firmalar ile değil de freelancer’larla çalışmaları firmaları olumsuz yönde etkilemesi beklenir lakin dezavantajların başında gelen güven sorunu nedeniyle olumsuz yönde etkilemez.

Çünkü freelancer size genelde fatura kesemez (freelancer şahıs firması olarak işine devam edebilir ve fatura kesme yetkisine sahip olabilir fakat bahsettiğimiz freelance iş modeli dışındadır artık, firma olmuştur. Lakin kimi freelancer, size tanıdığı aracılığı ile bir başka firma üzerinden fatura kesebilir.) ve fatura kesilmeyen işlerde genelde sözleşme de yapılmaz. Sözünüz, sözleşme yerine geçer fakat iş bitene kadar. Bu noktada iş sözleşmesinin olmaması, iş başında belirlenen ücretin iş sonunda ödenmemesi, işveren kişilerin bitmek bilmeyen istekleri ve parayı ödememek ile tehdit etmeleri freelancer için dezavantajdır. Aynı zamanda freelancer’ın sürekli bir çalışan olmamasından dolayı erişimin kısıtlı olması, iş başında belirlenen sürenin aşılması hatta işin yarıda bırakılması, yapılmaması da işveren işin dezavantajdır.

Patron muyum, işçi mi? Patronum mu, müşterim mi?

Bu bir çelişkidir. Müşterileriniz de size bir bedel ödel, ürün veya hizmet bedeli ama patronunuz size maaş öder, firmaya olan hizmetlerinizin aylık bedeli. Hangi açıdan bakarsanız bakın, aslında kendi işinizin patronu olmanıza rağmen işçisinizdir de. Müşteriniz de aslında size direktifleri veren kişi olduğundan patronunuz olarak tanımlanabilir. Fakat ben bu noktada en doğru tanımın “iş ortağı” olduğunu düşünüyorum…

Freelancer olmak mı, sürekli çalışan olmak mı?

Bu sorunun cevabının belirlenmesindeki en önemli faktör yine kişinin kendisidir. Eğer sürekli aynı işi yapmaktan sıkılmıyorsanız, sabah 9 aksam 5 (özel sektör daha uzun süre çalıştırsa da) çalışma modeli kafanıza yatıyorsa ve artışı olmayan aylık sabit bir maaş size yetiyor ise  düzenli, daha az stresli bir yaşam hayal ediyorsanız ilgili bir firmada sürekli çalışan olmak kişiye daha fazla fayda, sosyal haklar ve huzur sağlar.

Fakat diğer yandan sürekli çalışmaya  vaktiniz yoksa, hatta part-time çalışma modelinde bile zaman sıkıntısı çekiyor ya da başka sorunlar yaşıyorsanız, mesleki yeterlilik açısından kendinizi hazır hissediyorsanız fakat halen üniversite, akademik eğitim alıyorsanız, kendi işinin patronu olmak ve emeğiniz ile doğru orantılı gelir elde etmek istiyorsanız freelance iş modeli size uygundur fakat unutmayın, kolay değildir.

Yurtdışında evli, çoluk çocuk sahibi insanların “home-office (ev-ofis)” formatında freelance iş modeli yürüttüklerini görebilirsiniz. Ben bunun günümüz şartlarında Türkiye’de mümkün olmadığına inanıyorum. Bir çok freelancer, hem sosyal haklardan mahrum kalması hem iş sözleşmelerinin olmaması hem de kimi zaman gelirlerinin sürekli olmamasından dolayı sürekli iş modelinde çalışan olmuşlardır. Fakat freelance iş modelinin ülkemizde son yıllarda gelişme gösterdiğini de vurgulamak isterim.

Freelance konusunda daha fazla bilgi…

Elbette ki bir yazıya sığmaz. Freelance iş modeli ve freelancer olmak üzerine bir giriş yapmış bulunuyoruz bu konuyla. Bu aralar yaz dönemi olması ve üniversitenin tatil döneminde olması nedeniyle ben de işlere yoğunlaşmış durumdayım. Artık freelancer olarak çalışmadığımı da hem üzülerek hem de sevinerek belirtmek isterim. Çünkü artık bir firma ile çalışmanın da ne olduğunu, sabah erkenden kalmanın, saç sakal hazırlanmanın, konuşma ve hitabet kurallarına uymanın, toplantılara katılmanın, sorumluluk ve karar almanın, maaş almanın ne demek olduğunu biliyorum. Lakin özgürlüğümün de kısıtlandığını hissediyorum…

Freelancer için iş ve özel yaşam önerileri, başarı şartları, yapılması ve yapılmaması gerekenler içerikli diğer yazılarda görüşmek üzere…